Grup hakkında kısa bir bilgi verelim öncelikle. Grup 1996 yılında Sakarya’ da kurulmuş sonra topluca Ankara’ ya giden grup elemanları burada ilk demolarını kaydetmiş. Hemen ardından ‘97 de Sakarya’ ya dönüş yapmış ve burada sahne almaya başlamışlar. 1999′da İstanbulda sahne almışlar, 2000′ de yapmaya çabaladıkları albüm sanırım yapımcı kaynaklı albüm niteliği kazanamamış o dönemde ne yazık ki. Grubun dört yıl süren uzun sessizliğinden sonra 9. Roxy müzik günlerinde aldığı ikincilik ile hareketlenme başlamış tekrar. Bu hareketlenmenin etkisiyle 2004′ te albüm çalışmasına tekrar başlayan grup 2005′ te kaydı bitirerek ilk albümleri “Bu Aşkın Izdırabını” yı piyasaya sürüyor. ‘96 dan beri grup elemanlarında birçok değişiklik oluyor. Bana göre en ilginci eski bas gitaristi Ömür Kılıçarslan kendi keşfi olan çağlamayı çalmaya başlıyor yine grup içinde. 2007 yılında vokal ve gitarist arasındaki yol ayrılığı nedeniyle vokal kendi yolunda yürümeye karar veriyor ve sanırım o zamandan beri gruptan ses çıkmıyor.
Şimdi asıl konu albüm yorumum… Öncelikle grubu bu kadar geç -dağılmasından iki sene sonra- keşfetmiş olduğum için üzüldüm. Bana grubu önerene çok şey borçluyum bu bağlamda. Alaturka ile rock tınılarını karıştırma fikrini uygulamış ilk grup değil belki Çamur ama kesinlikle en başarılılarından. Boş şarkı sözleri kullanmamış olduğundan da aynı tarzı yapan benzerlerine fark atıyor. Enstrumanlar tüm şarkılarda dolu dolu geliyor insanın kulağına. Kesinlikle dinlemesi çok zevkli bir albüm. En beğendiğim diye bir ayrım yapamıyorum hepsi ayrı bir tatta.
Son olarak uyandırdığı hissi adeta taklit etmeye çalışarak anlatmayı deniyorum… Hani hafif bir çakır keyiflikle deniz kenarından kız kulesine bakarsınız da arkanızda da olduğunuz yerin işini bilen bir sokak çalgıcısı olur; birden hiç bilmeseniz bile oynamaya başlarsınız… Gözleriniz kapalı…
Hakikaten bu güne kadar pek duyulmamış olmaları ilginç. Bende gayet başarılı buldum.
Yorum yazar Floydian — 11/07/2009 @ 00:37