İçerik

Spartacus: Blood And Sand

Bu sezon vizyona giren en ilgi çekici yapım dersem sanırım abartmış olmam. Spartacus, hikayesini bir çoğunuz biliyordur. Filmlerden, kitaplardan hatta okulda gördüğümüz derslerden aşinayızdır bu isme. Yinede isme yabancı olanlar varsa burdaki linkten bilgi sahibi olabilirler.

1960′ta Howard Fast‘ın yazdığı romandan uyarlanarak Stanley Kubrick yönetmenliğinde beyaz perdeye aktarılan film bir çok oscar ve farklı ödül aldı. Filmle ilgili bilgilere buradan ulaşabilirsiniz. Film bu denli başarılı olsada yaklaşık 3 saatlik bir film ve şeytanın gizli olduğu ayrıntıların bir çoğunu yansıtamıyordu haliyle. Üstüne günümüzde çekilen yüksek bütçeli, hayret verici görsel efektlerle süslü filmler varken 60′larda yapılmış bu film bizim çağımıza pekte hitap etmiyor. Yeni çekilen bu diziyse bu iki eksikliğide ortadan kaldırıyor bana göre.  İzlediğim ilk 3 bölümde  Gladiator, 300 ve Troy filmlerinden esinlenilmiş görsel efektler ve sahneler vardı dizide. Üstelik bir dizide ne kadar görsel efekt olabilir ki gibi önyargılarıda yıkarcasına en az o filmler kadar başarılıydılar.

Tarihi filmlere, savaş sahnelerine meraklı olanların kaçırmamalarını öneririm. Diziyi resmi sitesinden takip edebilirsiniz.

Kategori: Sinema | Yorum Yok | Yazar:Mert | February 6th, 2010

 

Fairy Tail

Fairy Tail

Size yeni ve devam etmekte olan bir seriden bahsetmek istiyorum. Fairy Tail (Peri Masalı) bu sezonun en iyi çıkış yapan serisi kanımca. Devam eden kaliteli serilerin azlığından dert yanıyorsanız size ilaç gibi gelecek eminim.

Animenin konusu biraz Naruto’ya benziyor. Farkı ise Naruto’daki ninjaların yerini burda büyücüler alıyor. İyi ve kötü loncaların olduğu dünyada büyücüler bu loncalara katılarak hem kendilerini geliştiriyorlar hemde loncalara verilen görevleri yerine getirerek para kazanıyorlar. Fairy Tail ise dönemin en güçlü loncalarından biri ve üyelerinin aşırılıklarıyla tanınıyorlar.

Hikaye bu loncada yer alan Natsu, Lucy, Erza ve Gray karakterlerinin etrafında gelişiyor. Henüz 14. bölüm yayınlanmış olmasına rağmen konu oldukça hızlı akıyor ve çoğu animede yaşadığınız adaptasyon süreci kolay geçiyor. Afiştende göreceğiniz üzere karakterler ve çizimler biraz One Piece’i anımsatıyor. Ana karakterimiz Natsu’da umursamazlığı ve haylazlığı yüzünden biraz Luffy’e benzemiyor değil. Eğer One Piece’i izlemiş ve sevmişseniz Fairy Tail’de de sıkılmazsınız sanıyorum. (more…)

Kategori: Sinema | 3 Yorum | Yazar:Mert | January 25th, 2010

 

Herşeye Karşı Bir Film Festivali

091120Sitcom.hlarge

Bu sene 15.’si düzenlenen Gezici Film Festivalinin rotası Ankara, Artvin ve Üsküp. Tema olarak karşılığı seçen festivalde kapitalizme, savaşa, burjuvaziye, eğitime, işkenceye, milliyetçiliğe, militarizme, cins ayrımcılığına, sömürüye ve otoriteye karşı filmler sahne alacak. Kısacası anarşist bir havada geçecek festival. Düşünce özgürlüğünün baskılara mağruz bırakıldığı ve totaliter baskının hızla yükseldiği günümüzde festivalin böyle bir temayla ortaya çıkması oldukça anlamlı ve bir o kadarda ironik. Bazıları klasikleşmiş bazılarıysa yakın geçmişimizde çekilen bu filmlerden ders almadığımız apaçık ortada. Çoğunuzun filmleri festivalde izleme şansı olmasada (benim gibi) en azından izlenecek filmler listenize ekleyebileceğimiz bir liste var önümüzde.

Kapitalizme KARŞI: Evet Efendim!
Farklı eylem biçimleriyle her defasında ne yapacakları merak konusu olan aktivist ve sinemacı ikili Mike Bonanno ile Andy Bichlbaum’un yönetip oynadıkları 2005 tarihli filmleri ‘Evet Efendim/ The Yes Men’ kapitalizme karşı duran etkileyici bir belgesel.

Eylemleriyle kurumsal kapitalizme saldıran örgütün itirazlarını anlatan bu belgesel gösterildiğinde o kadar çok ilgi gördü ki dört sene sonra devam filmi de geldi. Berlin Film Festivali’nde Panorama Belgesel bölümünde “Seyirci Ödülü”nü alan Yes Men Dünyayı Kurtarıyor (The Yes Men Fix the World) örgütün ne kadar kararlı olduğunun da kanıtı.

Savaşa KARŞI: Denizin Sessizliği
Jean-Pierre Melville’in 1946 tarihli klasiği Denizin Sessizliği (Le Silence de La Mer) İkinci Dünya Savaşı sırasında bir Alman subayının yeğeniyle yaşayan yaşlı bir Fransız’ın evinde konaklamasını ve burada geçmişini, değerlerini sorgulamasını anlatıyor. “Hareketin az çok uzaklaştırıldığı, tamamen görüntü ve seslerden oluşan bir dili yakalamaya çalıştım” diyen Melville’in filmi, Bresson’u ve Fransız Yeni Dalgası’nı köklü bir biçimde etkilemişti. (more…)

Kategori: Sinema | Yorum Yok | Yazar:Mert | December 2nd, 2009

 

Samurai 7

Samurai 7

Samuraylar ve robotların bir arada olduğu çağda barış içinde yaşamaya çalışan köylülerin arada kalmasıyla başlıyor hikaye. Savaşlardan sonra yapacak işleri olmayan samuraylar açlıkla mücadele ederken Kanna Köyü ekinlerini zorla alan robot haydutlara karşı kendilerini savunmaları için samurayları kiralamak istemektedirler.  Fakat bu o kadar kolay değildir. Büyük bir kente gitmek ve gerektiği kadar samurayı toplamak daha önce köylerinden ayrılmamış insanlar için oldukça tehlikelidir… Hikaye Seven Samurai filminden uyarlanmış fakat oldukça farklı şekilde işlemiştir konuyu dolayısıyla Kurosawa hayranlarının kesinlikle izlemesi gereken 26 bölümlük akıcı bir seri.

http://www.imdb.com/title/tt0482424/

Aşağıda MKV formatında download linklerini bulabilirsiniz.

(more…)

Kategori: Sinema | Yorum Yok | Yazar:Mert | August 17th, 2009

 

The Man From Earth

The Man from Earth

2007 yılında Richard Schenkman yönetmenliğinde çekilen film neredeyse tamamen bir odada geçiyor. Düşük bütçelerle de çok başarılı yapımlara imza atılabileceğinin kanıtı olan film,  bir antropolog, bir arkeolog, bir psikolog, bir biyolog, bir din bilimci, bir üniversite öğrencisi ve 14.000 yıldır yaşadığını iddia eden bir adamın sohbetini konu alıyor. Böylesine akademik bilgisi yüksek insanlara 14.000 yıldır hayatta olduğunu anlatmanın kolay ve zor yanları işleniyor. Özellikle izleyicinin da “lan ama bu nasıl olcak” dediği sorulara tam zamanında cevap vererek senaryosununda ne kadar başarılı olduğunu gözler önüne seriyor. Her ne kadar bir noktada bu kadarı da biraz abartı olmuş desenizde eminim önyargılardan uzaklaşınca sizde biraz biraz inanmaya başlıyorsunuz bu hikayeye. Çok fazlada spoiler vermeden size filmi tavsiye edip geçiyorum :)

http://www.imdb.com/title/tt0756683/

(more…)

Kategori: Sinema | Yorum Yok | Yazar:Mert | August 17th, 2009

 

Samurai Champloo

samurai champloo

2004-2005 yılllarında 2 sezon ve 26 bölüm olarak yayınlanmaya başlayan animenin orjinal adı Samurai Chanpurû.  Cowboy Bebop’tan tanıdığımız Shinichiro Watanabe yönetmenliğini yapmış. Daha ilk bölümden aksiyon sizi sarıyor. Son dönemde izlediğim animelere göre oldukça güzel çizimlere sahip bir yapıt. Samuray hikayelerinin içine bol bol şamata katarak animede bol bol karşılaşacağınız kanlı dövüş sahneleri yumuşatılmış.

Japonya’nın doğusunda bir yerlerde yolları kesişen üç kişinin hikayesi işleniyor. Farklı tarzlara sahip iki samuray Jin ve Mugen beraberlerindeki Fuu ile birlikte ayçiçeği kokan samurayı aramak için ülkenin batısına yolculuk etmeye başlıyorlar. Edo döneminde geçen hikaye haliyle yolların elinizi kolunuzu sallayarak seyahat edemiyeceğiniz bir ortam sunuyor.

Bir çok grup Türkçe olarak funsub hazırlamış olsada ben ingilizce funsubını kullanma taraftarıyım. Aşağıda ister torrent ister rapidshare olarak animeye ulaşabilirsiniz. (more…)

Kategori: Sinema | Yorum Yok | Yazar:Mert | August 9th, 2009

 

Across The Universe

Across the Universe

Filmi izlemeden önce ibdb gibi sitelerdeki yorumları okumuştum ve koyu Beatles hayranlarının dahi Beatles şarkıları böyle çalınır arkadaş demiş çoğu insan. İşin aslı her ne kadar film 33 Beatles şarkısı ile bir aşk hikayesi sloganıyla piyasaya çıksada aslında filmin bize anlattığı çok daha fazlası. Bir aşk hikayesi evet ama 1960′ların Amerika’sında geçen bir aşk hikayesi. Bir Vietnam savaşı sırasında, bir gençlik devrimi sırasında yaşanan bir aşk hikayesi. Böyle söyleyince aslında aşk hikayesi değilde Beatles’tan bahsediyormuşum gibi geliyor size değil mi :) Filmin başarısıda burdan geliyor aslında. Öyle güzel göndermeler yapıyor ki bazen takip etmekte zorlanıyorsunuz.

İlk önce filmden bahsetmek istiyorum ki müziklerini sona saklıyayım :) Filmin başrollerini Jim SturgessJoe Anderson ve Evan Rachel Wood paylaşıyor. Yönetmenliğini ise yine çok sıradışı ve başarılı bir film olan Frida’dan tanıdığımız Julie Taymor yapıyor. Müzikal bir hava ile alışık olduğumuz film havası birbirinin içine işliyor filmde. Moulin Rogue sevenler için ikinci bir başucu filmi gibi adeta. Liverpool’dan Amerika’ya gelen fakir bir genç olan Jude, dönemin hippi akımıyla ailesinin varlığını reddeden Max ve onun güzel kardeşi Lucy ile tanışıyor ve şov başlıyor, ta ki siz ne olup bittiğini anlamadan 130 dakika geçene kadar. Ve yeri gelicek tüyleriniz diken diken olucak yeri gelicek gözyaşlarınızı tutamayacaksınız.

Filmin müziklerine gelecek olursak 2007 de çekilen bu filmin soundtrackleri her daim bilgisayarımda hazır bulunur. Filmdeki şarkıların hemen hemen hepsini başrol oyuncuları seslendiriyor. Ki bir çok profesyonel müzisyenin başaramayacağı bir performansla. Bunların yanında filmde aynı zamanda rol alan Bono ve Joe Cocker gibi isimleri (more…)

Kategori: Müzik, Sinema | Yorum Yok | Yazar:Mert | July 18th, 2009

 

Ne le dis à Personne

untitled

Örneklerine ilk olarak 1930’lu yıllarda rastladığımız, 1940’larda ise büyük sükse yaratan “Film Noir” tarzında eserlerin günümüzdeki en büyük temsilcileri “Mullholand Drive(Mullholand Çıkmazı)”, “L.A. Confidental” ve “The Usual Suspects(Olağan Şüpheliler)”dir. Bu türün en belirgin özelliği, bu tarzdaki filmlerde baştan sona bir bilinmezliğin hakim olmasıdır.

Harlan Coben’in kitabından uyarlanmış olan “Ne le dis à Personne(Tell no one)(2006)” filmi, “Film Noir” tarzında izlediğim filmler arasında benim için özel bir yere sahiptir. Birbirlerini delice seven iki insan bir gece ayrılmak zorunda kalırlar. Alexandre ve Margot, küçüklüklerini tekrar hatırlamak için her sene gittikleri bir göle giderler. Fakat, o küçük gezintinin sonuçları bekledikleri gibi mutlu sonla bitmeyecektir. Burada başlayan hikaye Alexandre’ı yıllarca hayattan uzak tutacaktır.

Mükemmel bir senaryo, tamamen fransız şarkılarından oluşan muhteşem bir soundtrack. Eğer, bir filmin güzellik derecesini belirlerken ilk olarak soundtrack’ine bakıyorsanız, bu filmi arşivlerinizde tutmak isteyebilirsiniz.

IMDB Adresi:
http://www.imdb.com/title/tt0362225/

Kategori: Sinema | Yorum Yok | Yazar:sskoc | June 1st, 2009

 

C.R.A.Z.Y.

C.r.a.z.y.

Film 60′ların Kanada’sında başlayıp  90′lara kadar uzanıyor. Türkiyede  Kanada’nın Babam ve Oğlum’u olarak tanınıyor. Fark şu ki bizde kuşaklar arasında politik olaylardan dolayı oluşan uçurumlar Kanada’da uyuşturucu, müzik gibi şeylerden kaynaklanıyor. Filmde özellikle Zac isimli karakterin babasının tüm arzusuna ve baskısına rağmen yaşadığı cinsel kimlik bunalımı üzerinde duruyor.

Film bir aileyi anlatıyor bize. Hippilerin 60′larından 90 lara kadar uzananan bir süreçte klasik bir aile olma çabası içinde bulunan baba ve 5 oğluyla yaşadığı çatışmalar harika bir şekilde senaryolaştırılmış.  Ayrıca filmin müzikleri de Pink Floyd’dan David Bowie’e, Rolling Stones’tan Patsy Cline’a büyük bir müzikal ziyafet sunuyor bize. (more…)

Kategori: Sinema | Yorum Yok | Yazar:Mert | May 3rd, 2009

 

Nietzsche Ağladığında – When Nietzsche Wept

When Nietzsche Wept

Irvin  Yalom’un Nietzsche Ağladığında kitabını birçoğunuz okumuştur, en azından duymuş ya da başkalarının okuduğunu görmüşsünüzdür. Benim lise yıllarımda çok popüler olmuştu bu kitap. Herkesi bir Nietzsche hayranlığı alıp götürmüştü. Halbuki bu kitap sadece O’nun hayatının bir kesitini anltamya çalışan bir romandı. Bu kitabı okuyanların çoğu dönemin rüzgarına kapılıp okumuştu. Sadece pek az insanın elinde gerçekten Nietzsche’nin elinden çıkmış kitaplar gördüğümü hatırlıyorum.

Ben o zamanlar Nietzsche’nin neredeyse bütün kitaplarını okumuş fakat bu biyografik kitabı okumayı popülerliği yüzünden istememiştim. Yine de O’nu anlamaktan bir hayli uzak olduğumu hissetmiştim. Kitabını halen okumadım ama geçtiğimiz dönem Pinchas Perry‘nin yönettiği bu filmi izledim. Film Yalom’un kitabından uyarlama. Yönetmenin çok az film tecrübesi olmasına rağmen filmi baştan sona keyifle izledim. Senaryo olsun yönetmenlik, oyunculuk olsun beni büyük ölçüde tatmin eden bir filmdi. Filmin kendisinden ziyade bende yarattığı etki (more…)

Kategori: Sinema | Yorum Yok | Yazar:Mert | April 26th, 2009